25 Temmuz 2008 Cuma

Soslu Tavuk,Soslu Spagetti ve Cacık

Arkadaşlarım dedi ki: Kızım sen yemek yapmıyor musun? Niye onları da eklemiyorsun bloguna dedikleri için bende söz dinleyen biri olarak yaptığım yemekleri de eklemeye karar verdim:))

Ben yemeklerimi genelde göz kararı yaptığım için ölçü veremiyecem.Sadece yaptığım gibi anlatmak istiyorum. Yemeklerimde başrol aktörüm tabii ki zeytinyağım... Olmazsa olmazım:))

Soslu tavuğuma gelince ben şöyle yapıyorum. Bir gece önceden veya sabahtan tavukları yıkıyorum sonra onları pulbiber,karabiber,köri,kekik ve tuzla harmanlayıp dolaba kaldırıyorum.
Yapacağım zamanda teflon tavaya çok az yağ koyup tavukları yerleştirip orta ateşte kapağı kapalı olarak pişiyorum.Gerçekten çok lezzetli oluyor sos ta bekledikçe.Ben bunu Bodrum'da arkadaşlarıma yaptım döndükten sonra telefon geldi senin yaptığın tavuk nasıldı anlatıver dediler:)) tabii ben de ağzım kulaklarımda anlattım onlarada...(Tatilde de boş oturmadım bol bol misafir ağırladım:))) Dostlarım sağolsunlar beni hiç yalnız bırakmadılar) İyiki varsınız:))) Çok basit ama çok lezzetli bir tariftir. Denemenizi tavsiye ederim.
Diyet içinde çok uygun bence:)))

Bizim evde çok fazla makarna tüketilmez.Onur yemiyor pilavı daha çok tercih ediyor.Misafirimiz vardı bende bundan fırsat bilerek yapmaya karar verdim. Neyse Onur bey ses çıkarmadan yedi. Bu sosla yaptığın için yiyorum yoksa yemem dedi ve arkadaşı döndü baktı ona makarna sevilmez mi yaaa dedi:))

Soslu spagetti içinde önce tuzlu suda 12 dk haşlıyorum. Diğer yanda soğanı piyazlık doğruyorum.Sarımsakları da küçük küçük doğruyorum ve zeytinyağıyla pembeleştiriyorum.Bu sefer domates yerine 1 kaşık salça ekledim karıştırdım.Biraz sıcak su ekledim kaynarken kekik,nane,pulbiber,karabiber,tuz,kimyon ekleyip(evde ne baharat varsa ekliyorum) biraz daha kaynatıp sonra süzdüğüm makarnaları ekleyip karıştırıyorum.Çok lezzetli bir sos oluyor...

Ben cacığı koyu severim.Salatalıkları küp küp doğradım,içine 2 diş sarımsak rendeledim.Tuz ekleyip az su ile karıştırdım sonra kaselere bölüştürdüm.Evde taze nane kalmamış bende kuru nane ve zeytinyağı dökerek süsledim.

Afiyetle ve sağlıkla kalınız.

19 Temmuz 2008 Cumartesi

Karıştırarak yaptığım bitki çayım


Uzun zamandan beri yeşil çay,biberiye,toz zencefil ve tarçını karıştırarak günde 2 fincan içiyorum. Bitki çaylarının ve beraber kullanılan karışımların yararları anlatılmakla bitmez. Hepimizin bu tarz karışımları mutlaka vardır. Hem içimi,hem de ağızda bıraktığı aroması çok güzel oluyor.Denemenizi tavsiye ederim. Biraz da yararlarından bende blogumda bulundurmak istediğim için yazmak istedim.

Ben çayımı şöyle hazırlıyorum. 1 tatlı kaşığı yeşil çay,1 çay kaşığı biberiye, tatlı kaşığı ucu ile de zencefil ve tarçın katıyorum. Kaynamış sıcak suyun içine koyup,3-4 dk demliyorum.Sonra da süzüp afiyetle içiyorum.

Yeşil Çay:
Antioksidandır.
Kolestrolü düşürür.
Tansiyonu ayarlar.
Kan şekerini ayarlar.İdrar söktürür.Yorgunluk ve uyku halini ortadan kaldırır.Stresi azaltır.

Biberiye:

Baş ağrısına en iyi gelen şifalı otlardan biridir.Her türlü sinirsel rahatsızlığa iyi gelir.Yüksek tansiyon,gastrit ağrılarında,kalp sıkışmalarında yararı vardır. Astım ,bronşit ve kansızlıkta yararlıdır.

Zencefil:

Mide bulantısı,hazım problemlerine faydası vardır. Safra akışını geliştirmesi diğer bir faydasıdır.
Zayıflama için de kullanılmaktadır. Metabolizmanın yavaşlamasını engelleyici ve tok tutucu özelliği vardır.Kan şekerinin dengede tutulmasını sağlaması nedeniyle diabet hastaları içinde yararlıdır. Soğuk algınlığına ve solunum yolu hastalıklarında rahatlatıcı ve ateş düşürücü etkiye sahiptir. Zencefil öksürük durumlarında balla karıştırılıp yenmektedir.

Tarçın:

Soğuk algınlığına,romatizma,böbrek rahatsızlıkları,yüksek tansiyon ve sindirimi kolaylaştırdığı bilinmektedir.Ayrıca karın ağrısınada iyi gelmektedir.

Sağlıkla ve sevgiyle kalınız.


15 Temmuz 2008 Salı

Şeftalili ve krokanlı parfe

Tatilimizi güzel anılarla dolu olarak bitirip evimize döndük .Bol bol gezip,fotoğraf çektim.Dostlarla buluşup hasret giderdim. Kısacası dinlenip geldim. Geldiğim günde işe gidip çalışmaya başladım. Biraz zor alıştım ama yapacak bir şeyde yok:))))

Sık sık güncellemek istiyorum blogumu ama işlerimin yoğunluğundan bunu yapamıyorum.Bloguma uğrayan arkadaşlar belki aynı şeyi görmekten sıkılıyor olabilirler ama elimden geleni de yapmaya çalışıyorum.Kusura bakmayın lütfen:((((((
Lafı fazla uzatmadan tarifime geçeyim en iyisi... Şeftalili Parfe de sıcak yaz günleri için soğuk soğuk ideal diye düşünüyorum.

Malzemeler
1 çay bardağı süt
1 poşet krem şanti
1 paket kakaolu büsküvi
2 şeftali

Kreması için:
1 yumurta
2 su bardağı süt
3 çorba kaşığı un
1/2 su bardağı şeker

Krokanı için:
1 su bardağı şeker
1 su bardağı fındık
Limon

Yapılışı:

İlk önce kremasını pişirdim. Krema ılınırken diğer yanda krokanı hazırladım.Krokan içinde ilk önce fındıkları 100 C de 5 dk. fırınladım.Sonra şekeri çelik tencereye koyup rengi karamel olana kaynattım. Fırından çıkardığım fındıkları içine atıp biraz da limon sıkarak hemen karıştırdım.(İstenirse bu aşamada 1 çay kaşığı kadar da tereyağ eklenebilir.) Silpat serdiğim tepsiye döktüm.Soğuyunca da merdaneyle üzerinden geçtim. İstediğim incelikte kırıyorum böylece...

1 çay bardağı sütle de krem şantiyi çırptım. İçine büsküvileri irice kırdım.Şeftaliyi küçük küçük doğrayarak karıştırdım. Soğutulmuş kremayı ekledim ve hepsini karıştırdım. Ben kalpli kalıbımın içine strech film serip parfeyi döktüm üzerini de kapatıp 1 gece deep freeze de bıraktım. Ertesi günü ters çevirip üzerine krokanları serptim. Böylece çok lezzetli bir parfe ortaya çıkmış oldu. Servis edilmeye hazırdır artık:=)))))))

Afiyetle kalın...

29 Haziran 2008 Pazar

Tatil zamanı geldi

Her sene bu zamanlar da yıllık iznimi kullanıyorum. Bir yıl eğrisiyle,doğrusuyla çabuk geçmiş... Yine tatil zamanı geldi çattı.Bu yıl Onur arkadaşının yanına Antalya'ya gitti. Ben Bodrum Turgutreis i çok seviyorum oraya aşığım denilebilir.Belki sakinliğini,denizin dalgası ve ruhumu okşayan sesini,muhteşem gün batımını veya Bodrum'un diğer bölgelerine göre daha serin olmasını... Bir de unutulmaz dostlukları... Her sene gidilince kurulan dostluklar,sohbetler başka oluyor.Her sene de oraya devremülke gidiyorum.

Kardeşim Seda ile iki sene oldu beraber tatil yapmayalı oda hep benimle gelir orda büyüdüler Onur ve Seda (Sedoşum'la oğlum arasında az bir yaş farkı var.Sedoş benim hem kızım,hem kardeşim,hem de sırdaşım) ile gidecez. Sedoş'da iznini bana göre ayarladı. Hazırlıklar tamamlandı. Yola çıkmaya hazırız artık.

Sizleri geçen sene çektiğim fotoğraflardan seçtiklerim ve Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın bir dörtlüğü ile başbaşa bırakıyorum.Umarım beğenirsiniz.

Yüzünüzden gülümseme,neşe,eksik olmasın.Sağlıkla ve sevgiyle kalın.

Görüşmek üzere...

Yokuşbaşına geldiğinde
Bodrum'u göreceksin
Sanmaki sen geldiğin gibi gideceksin.
Senden öncekiler de böyleydiler
Akıllarını hep Bodrum'da bırakıp gittiler.

Halikarnas Balıkçısı
Cevat Şakir Kabaağaçlı


Bodrum-Gümüşlük akşam ayrı bir güzeldir.

Gümüşlük-Tavşan adası denizden yürüyerek geçilir.Tepeye çıkınca manzara muhteşemdir.

Sevgilerimle...

19 Haziran 2008 Perşembe

Onur'un Kiraz kızı

Epeydir bloguma birşeyler ekleyemedim. İş güç derken en önemlisi de ÖSS sınavımız vardı. Atlattık çok şükür... Şimdi sıra beklemeye geldi sonuçlar için...

Bu arada kiraz kız kim derseniz Oğlum Onur'un arabası oluyor efendim.Nasılda oturmuş poz vermiş öyle...Benim yakışıklı oğlum.Saçlarda oldu bonus kafa... Bu yazdıklarımı okuduğu zaman bilmiyorum artık ne tepki verecek...Hahhahhaaaaaaa Adını kiraz kız koymuşlar babasıyla...(kendileri şimdi benim eski eşim olur)

Benim de ilk arabam krem renkli bir Vosvos du. (Diğer adı kaplumbağa denilenden) Ben şirin görüntüsünü ve motorundan gelen tırtır tırtır sesini çok severim. Hatta onla Bodrum'a bile gitmiştik. Ne günlerdi. Ben de bazı günlerde çalışmadığı zamanlar oluyordu. Hadi kızım hadi kızım çalış diye nerdeyse yalvarırdım. Bazen beni duyar bazen de tınmazdı bile... Hahhahhaaaaaaaa
Ne komiktim öyle herkes gülerdi ben yalvarırken...

Eğer yolunuz üzerinde belki karşılaşırsanız birgün Onur ve kiraz kızıyla el sallayın lütfen... İkisi de eminim çok mutlu olacaklardır.

Sevgiyle kalın...

8 Haziran 2008 Pazar

Kayısılı Parfe

Malzemeler:

250 gr kayısı ( kuru veya taze)
1 paket bebe büsküvisi
1 yumurta
2 çorba kaşığı un
1 su bardağı şeker
1 çorba kaşığı tereyağ
1/2 kg süt
1 kase fındık (iri kırılmış olarak)
1 poşet krem şanti
1 çay bardağı süt

Sosu için:
1.5 su bardağı su
3 çorba kaşığı şeker
1 " " nişasta
1 paket kakao ( 25 gr)

Yapılışı: İlk önce kremasını hazırladım. Yumurta,un,tereyağ,süt,şeker hepsini tencerede tel çırpıcıyla karıştırarak pişirdim.(göz göz olana kadar) Ilınınca içine küçük küçük doğradığım kayısıları ekledim ve karıştırdım.

Diğer yanda 1 paket şanti ile 1 çay bardağı sütü çırptım. İçine büsküvileri iri iri kırarak ekledim. Sonra içine fındığı ekledim ve karıştırdım tahta kaşıkla... (üzüm,ceviz de olabilir isteğe bağlı) Bu karışımı yapmış olduğum kremanın içine katıp tekrar hepsini karıştırdım.

Kullanacağım kabımı strech film ile kaplayıp parfeyi içine koydum ve üstünü tekrar kapattım. 1 gece deep freeze de bıraktım.
Ertesi gün çikolatalı sosunu hazırladım. Sos malzemelerinin hepsini pişirdim ve soğuttum. İstenirse hazır çikolatalı sos da kullanılabilir.

Dolaptan kayısılı parfemi çıkarıp servis tabağına aldım ve sosunu üzerine döktüm. Şimdi kayısılı parfe servis edilmeye hazır hale gelmiş oldu. Ben severek yapıyorum çok lezzetli oluyor.

4 Haziran 2008 Çarşamba

ALPER'İN PASTASI


Yeğenim Alper pasta sevmez ve yemez. Abisi Dinçer'in doğum günü için yaptığım pastadan tattı ve teyze doğum günüm için yapacağın pasta içi,dışı, heryeri çikolatalı olsun dedi. Yiyecek misin diye sorduğum da evet cevabını alınca bende doğum günü için böyle bir pasta uygun gördüm. Çikolatalı olmasa biliyorum ki yemiyecek...

Sadelikten hoşlanan bir genç olduğu için fazla süslemek istemedim. Pastasından yedi ve çok beğendiğini söyleyince bende mutlu oldum. Bundan sonra teyzesinin pastalarından yiyeceğini anlamış olduk...
Doğum günün kutlu olsun Alper'ciğim... Nice yaşlara hep birlikte...